Eğitim Bir-Sen, Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) gönderdiği resmi bir yazıyla, bakanlığa bağlı bazı eğitim kurumu yöneticileri ile öğretmen ve diğer personelin ek ders ücretlerinin hatalı hesaplandığı ve eksik ödendiği yönündeki mağduriyetlere dikkat çekti. Sendika, mevcut mevzuatın yanlış yorumlanması nedeniyle ortaya çıktığını belirttiği bu sorunun ivedilikle çözüme kavuşturulmasını ve mağduriyetlerin giderilmesini talep etti.
Yapılan açıklamalara göre, ek ders ücretlerinin hesaplanmasında temel alınan 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın bazı maddeleri, uygulamada farklı ve hatalı yorumlanarak, birçok görevin “ders görevi” kapsamında değerlendirilmemesine yol açıyor. Bu durum, özellikle rehber öğretmenler, okul öncesi öğretmenleri, müdür yardımcıları ve kadrolu usta öğreticiler başta olmak üzere geniş bir personel grubunu olumsuz etkiliyor.
Ek Ders Mağduriyetinin Odak Noktası: Kimler ve Hangi Görevler Etkileniyor?
Eğitim Bir-Sen’in MEB’e sunduğu yazıda, ek ders ücreti mağduriyeti yaşayan personel grupları ve eksik hesaplamalara neden olan görev tanımları detaylandırıldı. İşte başlıca mağduriyet alanları:
- Rehber Öğretmenler: Yürürlükteki mevzuata göre rehber öğretmenlere haftada 18 saat fiili ek ders ücreti ödenmesi gerekirken, bazı durumlarda bu ödemeler eksik yapılmaktadır. Rehberlik ve denetim faaliyetleri, genellikle doğrudan “ders görevi” olarak yorumlanmadığı için mağduriyet yaşanmaktadır.
- Okul Öncesi Öğretmenleri: Okul öncesi öğretmenlerinin okulda geçirdikleri ders saatleri dışında kalan hazırlık ve planlama gibi görevleri ek ders hesabına dahil edilmemektedir. Ayrıca, bu öğretmenlerin nöbet görevleri için de ek ders ücreti ödenmemesi önemli bir sorun teşkil etmektedir.
- Müdür Yardımcıları ve Şefler: Yönetici konumunda olan müdür yardımcıları ile kurum şeflerinin fiili olarak ders görevlerine girmeseler dahi, idari ve denetleyici görevlerinin ek ders kapsamında değerlendirilmemesi haksızlığa yol açmaktadır. Özellikle fiili olarak ders yapan müdür yardımcılarının ek ders ücretleri hatalı hesaplanabilmektedir.
- Kadrolu Usta Öğreticiler: Bazı kurumlarda görevli kadrolu usta öğreticilerin de ek ders ücretlerinin hesaplanmasında benzer yanlış yorumlamalarla karşılaşıldığı ve eksik ödemeler yapıldığı belirtilmektedir.
- Memur ve Şef Kadrosundaki Personel: Eğitim kurumlarında görev yapan ve mevzuata göre haftalık 18 saat ek ders ücreti ödenmesi gereken şef ve memur kadrosundaki bazı personele de eksik ödeme yapıldığı tespit edilmiştir.
Yasal Çerçeve ve Uygulamadaki Hatalı Yorumlama
Ek ders ücreti hesaplamalarının temelini oluşturan 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, özellikle “ders görevi” ve “ek ders görevi” tanımlarını içermektedir. Ancak yerel idareler ve bazı mali birimler, bu kararı dar bir çerçevede yorumlayarak, doğrudan sınıf içi eğitimin dışındaki eğitim-öğretim faaliyetlerini ek ders kapsamından çıkarmaktadır. Eğitim Bir-Sen, bu durumun hem mevzuatın ruhuna hem de amir hükümlerine aykırı olduğunu vurgulamaktadır. Sendika, mevzuatta açıkça belirtilen bazı görevlerin, fiili ders görevi olmasa dahi eğitim-öğretimin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve ek ders kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Eğitim Bir-Sen’den MEB’e Acil Çağrı ve Beklentiler
Eğitim Bir-Sen, gönderdiği yazıyla MEB’den bu mağduriyetleri giderecek somut adımlar atmasını talep etti. Sendikanın MEB’den başlıca beklentileri şunlardır:
- Bakanlık tarafından tüm il milli eğitim müdürlüklerine ve ilgili birimlere, ek ders ücretlerinin doğru hesaplanması konusunda açık ve net bir genelge veya talimat gönderilmesi.
- Ek ders ücretlerinin hesaplanmasında yaşanan yorum farklılıklarının giderilmesi ve standart bir uygulama birliğinin sağlanması.
- Haksız yere eksik ödenen ek ders ücretlerinin tespiti ve geriye dönük ödemelerinin yapılması için gerekli çalışmaların başlatılması.
- Gelecekte benzer mağduriyetlerin yaşanmaması adına mevzuatın doğru ve eksiksiz uygulanmasının sağlanması.
Sendika, bu sorunun çözülmesinin, eğitim çalışanlarının motivasyonunu artıracağını ve adil bir çalışma ortamının tesis edilmesine katkı sağlayacağını belirtiyor. MEB’in bu çağrıya nasıl bir yanıt vereceği, eğitim kamuoyu tarafından merakla bekleniyor.








