Milli Eğitim Akademisi’nin kurulmasıyla birlikte gündeme gelen akademisyen geçişleri ve maaş dengesizliği, eğitim camiasında geniş yankı uyandırdı. Eski üniversite rektörü Prof. Dr. Necmettin Cemaloğlu, bu konularda sert eleştiriler getirerek, akademinin öğretmen yetiştirme misyonu ile mevcut uygulamalar arasındaki çelişkilere dikkat çekti. Cemaloğlu’na göre, pedagojik formasyonu olmayan akademisyenlerin öğretmen yetiştirmesi kabul edilemezken, akademisyenlere ödenecek 15.000 TL’lik ek tazminat, MEB personeli arasında büyük bir maaş adaletsizliği yaratacaktır.
Bu eleştiriler, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bünyesinde faaliyete geçecek olan Milli Eğitim Akademisi’nin yapısını ve personel politikasını sorgulatıyor. Özellikle akademiye geçiş yapacak akademisyenlerin nitelikleri ve mevcut MEB personelinin özlük hakları arasındaki uçurum, eğitim sendikaları ve kamuoyu tarafından da yakından takip ediliyor.
Milli Eğitim Akademisi’nde Hangi Sorunlar Gündemde?
Akademisyenlerin Nitelikleri ve Pedagojik Formasyon Tartışması
Prof. Dr. Necmettin Cemaloğlu’nun eleştirilerinin odak noktalarından biri, Milli Eğitim Akademisi’ne geçiş yapacak olan akademisyenlerin pedagojik formasyon eksikliği. Cemaloğlu, öğretmen yetiştirmenin özel bir uzmanlık gerektirdiğini ve bu görevi üstlenecek kişilerin öğretmenlik mesleğinin temel ilkeleri konusunda donanımlı olması gerektiğini vurguluyor. Ona göre, farklı üniversitelerden çeşitli alanlarda uzmanlaşmış akademisyenlerin, pedagojik formasyon eğitimi almadan doğrudan öğretmen adaylarını yetiştirmesi ciddi kalıte sorunlarına yol açabilir.
Cemaloğlu, “Pedagojik formasyonu olmayan bir öğretim üyesinin öğretmen yetiştirmesi abesle iştigaldir. Türkiye’de pedagojik formasyon konusunda çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Şimdi ise bu eğitimleri bizzat verecek olanlara pedagojik formasyon aranmaması, öğretim kalitesini doğrudan etkileyecektir,” ifadelerini kullandı. Bu durum, akademisyenlerin sadece yüksek maaş beklentisiyle akademiye geçiş yapabileceği endişesini de beraberinde getiriyor.
Maaş Adaletsizliği ve MEB Personelinin Motivasyonu
Cemaloğlu’nun bir diğer sert eleştirisi ise Milli Eğitim Akademisi’ne geçecek akademisyenlere sağlanacak “Akademi Tazminatı”na ilişkin. Yasaya göre, bu akademisyenlere 15.000 TL tutarında ek bir tazminat ödenecek. Bu durum, mevcut akademisyen maaşlarına önemli bir katkı sağlayarak, bir öğretim üyesinin maaşını 85.000 TL ile 90.000 TL bandına çıkarabilecek.
Bu artış, hâlihazırda 40.000-50.000 TL civarında maaş alan ve ağır iş yükü altında ezilen öğretmen ve okul müdürleri ile kıyaslandığında büyük bir adaletsizlik tablosu çiziyor. Cemaloğlu, mevcut öğretmenlerin ve yöneticilerin motivasyonunun zaten düşük olduğunu ve bu tür bir maaş farkının, eğitim sistemindeki hiyerarşiyi ve adalet algısını daha da bozacağını belirtti. “MEB bünyesinde çalışan ve gerçekten büyük fedakarlıklarla görev yapan öğretmen ve idarecilerimizin zaten düşük olan motivasyonlarını daha da düşürecektir. Bu, eğitim camiasında bir küskünlük yaratacaktır,” sözleriyle durumun ciddiyetini vurguladı.
Kimler Etkilenecek?
- Akademiye Geçen Akademisyenler: Yeni ve yüksek maaş imkanı, ancak pedagojik formasyon gerekliliği tartışmalı.
- Mevcut MEB Öğretmen ve Yöneticileri: Maaş adaletsizliği nedeniyle motivasyon düşüklüğü ve mesleki tatminsizlik.
- Öğretmen Adayları: Yetersiz formasyona sahip olabilecek akademisyenler tarafından yetiştirilme riski.
Cemaloğlu’nun Çağrısı: Ne Yapılmalı?
Prof. Dr. Necmettin Cemaloğlu, bu durumun düzeltilmesi için acil adımlar atılması gerektiğini ifade etti. Pedagojik formasyonun öğretmen yetiştirme sürecinde vazgeçilmez bir kriter olması gerektiğini ve akademiye atanacak personelin bu konuda titizlikle seçilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, eğitim sistemindeki tüm paydaşların maaş ve özlük hakları konusunda adil bir denge kurulmasının, eğitim kalitesi ve çalışan motivasyonu açısından hayati önem taşıdığını belirtti. Eğitimde kalitenin yalnızca binalarla değil, nitelikli ve motive insan gücüyle mümkün olduğunun altını çizdi.








