KESK’e bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), 31 Mayıs 2024 tarihinde yapılan Yetki Tespit Komisyonu toplantısının ardından önemli bir açıklama yayımladı. Sendika, daha önce yetkili olduğu 25 eğitim kurumundan 19’unda yetki statüsünü kaybetmesine rağmen, üye sayısını 208.443’ten 237.341’e çıkararak rekor bir artış kaydetti. Bu artışla birlikte Eğitim Sen, eğitim sektöründeki üçüncü en büyük sendika konumunu pekiştirdi.
Yetkili sendika statüsünün kaybedilmesi, Eğitim Sen’in söz konusu 19 kurumda toplu sözleşme masasına oturma ve üyelerini yasal olarak temsil etme hakkını yitirmesi anlamına geliyor. Ancak sendika yönetimi, yaşanan bu durumun “hukuk dışı ve siyasi müdahaleler” sonucu ortaya çıktığını iddia ederek, üye sayısındaki artışın emekçilerin sendikalarına olan güveninin bir göstergesi olduğunu vurguladı.
Yetki Tespiti ve Çelişkili Sonuçlar
Her yıl Mayıs ayının sonunda gerçekleştirilen Yetki Tespit Komisyonu toplantıları, sendikaların kamu kurumlarındaki yetki durumlarını belirleyen kritik süreçlerdir. Eğitim Sen’in açıklamasına göre, bu yılki toplantı sonucunda sendika, daha önce yetkili olduğu 25 kurumun 19’unda yetkisini kaybetti. Bu durum, özellikle sendikal örgütlenme ve temsil hakkı açısından önemli bir geri adım olarak değerlendiriliyor.
Ancak bu yetki kaybına rağmen, sendikanın toplam üye sayısı 28.898 kişi artarak 237.341’e ulaştı. Eğitim Sen, bu paradoksal durumu üyelerine yönelik sistematik baskılara karşı direnişin bir kanıtı olarak sunuyor. Sendika, elde edilen bu üye artışının, baskılara boyun eğmeyerek emek ve demokrasi mücadelesini sürdürme kararlılığının bir sonucu olduğunu belirtti.
Eğitim Sen’den Sert Eleştiriler: Siyasi Müdahale İddiaları
Eğitim Sen, yetki kaybının arkasında “siyasi iktidarın ve uzantılarının” olduğunu savunarak, bu sürecin sendikayı hedef alan “sistematik, hukuk dışı ve siyasi müdahalelerle” gerçekleştiğini iddia etti. Sendika, açıklamalarında şu iddialara yer verdi:
- Üyelerine yönelik sürgün, soruşturma ve keyfi cezalar uygulanması.
- Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarında haksızlıklar yapılması.
- Ücretlerde düşüşler yaşanması ve ekonomik baskılar.
- Sendikal faaliyetlerin engellenmesi ve baskı altına alınması.
Bu tür uygulamaların, Eğitim Sen üyelerini “yandaş” sendikalara geçmeye zorlamak amacıyla yapıldığı ileri sürülürken, bu durumun sendikal özgürlükleri ve demokratik hakları ihlal ettiği vurgulandı.
Direniş ve Gelecek Mesajı
Eğitim Sen, tüm bu baskılara rağmen sendikalarına sahip çıkan 237.341 üyesine minnet ve şükranlarını sundu. Sendika yönetimi, üyelerinin onurlu duruşunun, sendikanın mücadele azmini daha da güçlendirdiğini ifade etti.
Açıklamada, Eğitim Sen’in temel ilkeleri olan “bilimsel, laik, kamusal ve parasız eğitim” hedefinden asla vazgeçilmeyeceği belirtilirken, “demokrasi, barış, emek ve özgürlük mücadelesinin” kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı. Sendika, gericilik ve piyasacılık politikalarına karşı mücadelelerini devam ettireceklerini, kamu eğitimini ve eğitim emekçilerinin haklarını savunmaktan asla geri durmayacaklarını ifade etti.
Eğitim Sen, tüm üyelerini ve eğitim emekçilerini, hak ve özgürlükler mücadelesini daha da büyüterek dayanışma içinde olmaya çağırdı. Sendika, yaşanan zorlu sürece rağmen, mücadelelerini sürdürme ve örgütlü güçlerini pekiştirme kararlılığında olduğunu açıkça ortaya koydu.

